Köşe Yazıları

 

Değerli okuyucu!

Aşağıdaki düşüncelerimi okurken öncelikle dikkat edeceğiniz husus şudur:

Allah kelamı vahye yani Kuran ayetlerine uygun olmayan, ayetlerle veya tek bir ayetle dahi olsa ters düşen bir fikrimi kabul etmek veya susup sineye çekmek zorunda değilsiniz! Eğer benim dikkatimden kaçan vahye aykırı tek satır dahi görürseniz, mutlaka beni uyarmanızı sizlerden özellikle rica ederim. E-mail adresim, iletişim bölümündedir.

Selam ve saygılarımla...

Rahman ve Rahim olan Allah'ın nuruyla...

O Allah ki alemlerde açığa çıkan tüm fiillerin (olay ve oluşların) perde arkasındaki hakiki faili olması sebebiyle "Zahir"; o fiilleri oluşturan gücün yani ilahi mana nurlarının hakiki sahibi olmasıyla "Batın"; alemlerdeki yaratılmış, muhtaç ve aciz varlıklardan münezzeh olan yüce zatı ile "Gayb"tır.

Işığın açığa çıktığı "kaynak", O'nun yüce zatı misalidir, "gayb"tır. Sıfatları ve kabiliyetleriyle yani ilahi nurlarıyla "ışık" (fotonlar) misalidir ve bu yönüyle "batın"dır.  O ışığın oluşturduğu "aydınlık" misali ile de zahirdir, aydınlığın müsebbibi (asıl sebebi) olması dolayısıyla.

Allah, göklerin ve yerin nurudur (aydınlatıcısıdır). O'nun nurunun temsili, içinde lamba bulunan bir kandil gibidir. O lamba bir billur içindedir; o billur da sanki inciye benzer bir yıldız gibidir ki, doğuya da batıya da nispet edilemeyen mübarek bir ağaçtan (zatından) çıkan yağdan tutuşturulur. (Bu öyle bir ağaç ki) yağı, nerdeyse, kendisine ateş değmese bile ışık verir. (Bu ışık) nur üstüne nurdur (Allah'ın nuru). Allah dilediği kimseyi nuruyla hidayete iletir. Allah insanlara (işte böyle) misal verir; Allah her şeyi bilir. (24. Nur suresi, 35. ayet)

ZAHİR olan, ışığın oluşturduğu "aydınlık" misali bir nurdur. O aydınlığı oluşturan BATIN, Allah'ın orijinal nurudur ki ayette "nur üstüne nur" olarak açıklanmıştır yani ışık fotonları misali. Işığın oluşturduğu aydınlığı görürüz ama fotonları gözle göremeyiz değil mi? O sebeple batındır (algıdan gizlidir).

Kainatta açığa çıkan olay ve oluşlar (fiili tezahürler), nurdur. O olay ve oluşların ardındaki güç/nur üstü nur ise, olay ve oluşların manasıdır, anlamıdır (ruhudur). Olay ve oluşlar zahirdir, açıkça izlenir. Bunların manası, anlamı, ruhu ise batın, gizlidir ama içsel olarak hissedilir, kavranır ve idrak edilebilir. Gayb olan ise ne afaki olarak (dışsal olarak) açığa çıkar ve algılanabilir, ne de içsel  olarak (yani enfüsi olarak) hissedilip kavranıp idrak edilebilir. Gayb, mutlak olarak gaybtır, ulaşılmaz ve erişilmezdir.

Bunu biraz daha açalım.

Allah'ın gayb olan yüce zatı; batın olan (nur üstü nuru/ışık) yani olay ve oluşları meydana getiren geri plandaki kuvvetin/gücün tek ve asıl sahibi ve fiili olarak açığa çıkan olay ve oluşların (nurun/ışığın oluşturduğu aydınlığın) asıl müsebbibi olmasıyla ancak "ışıdığı kadar" (fiili olarak açığa çıkan olay ve oluşlar kadar) bilinebilir yani "bize zahirdir." "Işıdığı kadar" ifadesini özellikle kullandım. "Işıyamaz" değil, "ışır" ama bizler "yaratıldığımız" için, "yaratılmamışlığa" dair sıfatların ve özelliklerin nurunu (o gücü) algılayıp idrak edemeyiz. İşte bu sebeple "Işıdığı kadar" nurdan bahsettim. Aslında "algılayabildiğimiz ve idrak edebildiğimiz kadar ilahi nur" ifadesi daha uygundur. Ki bu nurlar da "rahmet nurları"dır. O yüce zat, yaratılanların idrak edemeyeceği "yaratılmamışlık sıfatlarıyla (yani zati sıfatlarıyla)", sonsuzluğu ve gani oluşu (zenginliği) yönüyle de bilinmez bir varlıktır, GAYB'tır.

İşte o nedenle "yaratılmamış olan O yüce zat", ARŞ ile yaratılmışların algı ve idraklerinden perdelenmiştir. ARŞ, bu aşılması imkansız "yaratılmamışlık sınırı"dır, soyuttur ama keskindir. Yaratılmamış olanın, yaratılmışlarla arasındaki perdedir.

* * *

Değerli okuyucu!

Yüce zatıyla alemlerden münezzeh olan O Allah, lütfedip ilahi nuruyla kalbimi aydınlatarak ruhsal anlayışımın (enfüsi yani içsel anlayışımın) mührünü açmasa, hiç bir şeye akıl erdiremez ve hiç bir şey bilmez bir acizdim. Bakardım ama görmezdim, işitir ama duymazdım, düşünür ama anlamazdım. Rahmetiyle kuşatıp hidayet ederek kulunun kör, sağır ve şuursuz yaşamasına müsaade etmeyen rabbimin ihsanına şükürde acizim! Samimi olan tüm kullarını rahmetiyle kuşatsın ve hidayetini nasip etsin dilerim.

* * *

İnsanın yaşam serüveni; nasıl, neden ve kim tarafından yaratıldığını öğrenmek ve bu amaçla ters düşmeden-uyumlanarak yaşamaya gayret ve böylece nihai hedefe erişmek üzeredir.

Allah, insanları, rahmet sıfatlarını idrak etsinler ve dünyalarına bu nurları yansıtsınlar (bu nurlara halife olsunlar), böylece hamdı (övgü ve yüceltmeyi) sadece Allah'a has kılsınlar, dua ve ibadet için (şirk-ortak koşmaksızın) yalnız O'na yönlesinler ve böylece eriştikleri nimetlere şükretsinler diye yaratmıştır. Çünkü O'na şirk-ortak koşan, O'nun rahmetini alamaz, katışıksız nimeti olan Rahim ismi nuruna yani cennete erişemez.

Fakat tüm bu idraklerin oluşması için, insanın geriye çekilip olaylara müdahil olmadan olanı seyretmesi gereken bir süreç vardır. Çünkü olayların içinde yaşarken ve her şeye müdahilken bu gerçekleri görmek ve idrak imkanı yoktur. Bu geri çekilme sürecine de nefsin ıslahı süreci diyoruz.

Bizi en çok perdeleyen nefs bilincidir. Olayları seyredip tahlil etmek ve düşünmek yerine bizi olaylara müdahil eden de nefs bilincidir. O sebeple nefs bilinci kontrol edilmelidir ki gerçeklerin farkına varabilelim. Allah'ın bize Kuran ile ne açıkladığını görebilelim, anlayabilelim ve yaşayabilelim. Buna "Allah'a firar etmek" de denir.

Başka bir açıdan bakarsak insanın dünya ve ahiret yaşamı; nihayetinde insanın Allah'ın katışıksız rahmeti olan Rahim ismi nuruna erişebilmesi yolculuğudur. Allah, insanları Rahman ismi nuruyla Rahim ismi nuruna eriştirir.

İşte bu sayfada bu sürecin çeşitli aşamaları farklı açılardan anlatılıyor.

Okuyacağınız ilmi görüşlerdeki doğrular Allah'tan, yanlışlar varsa mutlaka nefsimdendir. Hoş görmenizi ve beşeriyetime vermenizi rica ederim.

2002 - 2015 yılları arasında yazılanlar

http://www.aysegulsamur.org/yazilar.htm

2016 yılının Ocak ve Mart ayları arasında yazılanlar

http://www.aysegulsamur.org/son_yazilar.htm

2016 yılının Nisan ve Haziran ayları arasında yazılanlar

http://www.aysegulsamur.org/son_yazilar2.htm

2016 yılının sonbahar aylarında yazdığım iki yazı

http://www.aysegulsamur.org/cuma_sohbeti.htm

http://www.aysegulsamur.org/cahillik_aptallik.htm

2017 yılının Ramazan ayında yazdığım yazılar

http://www.aysegulsamur.org/ramazan.htm

Sayfadaki ilmi paylaşımlarla ilgili okurların yorumları

http://www.aysegulsamur.org/okurlardan.htm

 

© 2010 Ayşegül Samur

Site içeriğinin tüm hakları yazar Ayşegül Samur'a aittir. İzinsiz internette, basın-yayın ya da radyo ve televizyon kuruluşlarında kullanılamaz, yayımlanamaz.