Güncel

Merhaba değerli okuyucu,

Bir süredir "yazar tutulması" dedikleri durumu yaşıyorum. Birkaç yeni roman denemem oldu ve her birinde epey ilerlememe rağmen aniden silip çöpe attım. Yazmak istediğim bir şey var ama onu bir türlü bulamamış gibiyim, ya da belki de aslında hiç bir şey yazmak istemiyorum. Bu bilmeceyi çözme sürecindeyim.

Velhasıl kelam, henüz adını tam olarak koyamadığım bir durağanlık döneminden geçiyorum. Bu uzun ve kurak yaz döneminden sonra inşallah bahar yağmurları gibi bereketli ve hareketli bir yazma dönemi gelir.

Yaşadığım durağanlığın sebeplerine dair düşüncelerimi biraz daha detaylı anlatmayı deneyeceğim, ama önce yazdığım ilk iki romandan söz etmek istiyorum.

İlk iki romanım, süslü anlatımlardan ve özentiden uzak, sadece halkın okuyup bilgilenmesi amacıyla yazılan eserlerdi. Böyle bakınca, belki de hiç bir edebi değeri yoktu diyebiliriz. Romanlarımı okuyan iki ayrı edebiyatçı editörden aldığım yorum; "Kitabınızda muhteşem bilgiler var ama roman tekniği açısından zayıf ve geliştirilmesi gerekir" şeklinde oldu. Editörlerden biri, bu tür romanların Tanzimat döneminde yazıldığını, ama pek tutulmayıp eleştirildiğini söylemişti. Örneğin o dönemin yazarlarından Şemsettin Sami'nin "Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat" adlı eserinde, bir yandan dönemin kadın erkek ilişkilerini anlatılırken, diğer yandan da toplumda kadın ve erkeğin yeri incelenmiştir. Fakat bu eser, roman tekniği açısından zayıf kabul edilir.

İlk romanım Sessiz Sözler de yazıldığı dönemdeki sosyal hayattan manzaralar eşliğinde bir yandan kadın erkek ilişkilerini inceliyor, diğer yandan okuyucuya bir mizansen içinde tasavvufi bilgiler veriyordu. Şahsi görüşümce bugünün anlayışı dünkünden pek çok açıdan farklı. Günümüz okuyucularının bir roman içinde bilgilenmeyi de seveceğini düşünüyorum. Yazdığım iki kitapta da çok fazla bilgi vermeme rağmen, olumsuz hiç bir eleştiri almadım. Örneğin Sessiz Sözler okuyucularının çoğu başlangıçta 720 sayfalık bir kitabı görüp okumaktan çekinse de bir hafta on gün gibi kısa sürede kitabı bitirdiklerini ifade ettiler. Romanı öyle sürükleyici buldular ki kitaba kapılıp dünyayla bağlantıyı kestikleri için ailelerinden sitem aldıklarını da ifade ettiler.

Ayn'ım adlı romanım basılmadı, internet ortamında elektronik roman olarak yayımlandı. Onun için aldığım eleştiriler de olumlu ve benzerdi. Sayfa sayısı artıp okuyucuyu yıldırmasın diye hikaye kısmı Sessiz Sözler'den daha yavan kaldı. Buna rağmen olumsuz bir eleştiri almadım. Sessiz Sözler'in ilk baskısı kısa sürede tükendi. Okuyucular ikinci baskı istemelerine rağmen maddi ve manevi sebeplerden ikinci baskıya giremedik. Ayn'ım adlı eserim ise belki de ilk internet ortamı romanı oldu.

Bu uzun tutulma döneminde ilgi alanım olan manevi konularla ilgili pek çok köşe yazısı yazdım. Okurların konularla ilgili sorularına cevaplar verdim. İslam dini ve manevi konulardaki düşüncelerimi fazlasıyla ifade ettim ve bana göre bu kadarı yeterlidir. Bu yazılarımı, "Köşe Yazıları" adlı bölümde bulabilirsiniz.

Doğruyu itiraf etmek gerekirse, geriye baktığımda "iyi ki kitapların ikinci baskısı yapılmadı" diye düşündüğüm zamanlar da oluyor açıkçası. Bildiğiniz gibi insan, bilgilendiği ölçüde kendini yenileyen ve gelişen bir varlıktır. Ben de dünden bugüne yepyeni bilgilere kavuştum ve kendimi yeniledim. Hayata bakış açım, olayları değerlendirişim çok değişti. Bugün artık dünkü gibi düşünmüyorum. Belki yarın da bugünkü gibi düşünmeyeceğim. İşte bu sebeple bir tutulma yaşadığımı düşünüyorum. Öyle bir şey yazmalıyım ki geriye dönüp baktığımda "iyi ki yazmışım" diyebilmeliyim. Okuyan herkes benimle aynı fikirde olmalı ve yazdıklarım, çağlara meydan okuyan klasikler arasına girmeli! Her gün binlerce eser yazılıyor ve basılıyor. Kaç tanesi gelecek asırları görecek acaba? Bu ümit biraz ütopik bir hayal olabilir ama her yazarın ümidi ve beklentisi böyledir. Bir yazar olarak benim de bir hayalim olması çok tabii değil mi?

İşte bu kıvamda bir eserin ilham olmasını bekliyorum. Belki hiç ilham olmayacak veya belki de o gün yarındır. Bunu kim bilebilir?

Ne tuhaf!? Kimisi bilgilendikçe yazası gelir, bense bilgilendikçe tutuluyorum. Belki de ne yazmak istediğimden iyice emin olmak istiyorum. Sonsuz olasılıklar evreninde saklı bir cennet arıyor gibiyim. Onu bulduğumdan emin olduğumda, bu bilgileri içeren bir kitap ya da kitaplar yazacağımı umuyorum. O gün geldiğinde okuyucuyla yeniden buluşmak ümidiyle ve gönülden muhabbetimle...

Ayşegül Samur

© 2010 Ayşegül Samur

Site içeriğinin tüm hakları yazar Ayşegül Samur'a aittir. İzinsiz internette, basın-yayın ya da radyo ve televizyon kuruluşlarında kullanılamaz, yayımlanamaz.