www.aysegulsamur.org

Ayşegül Samur'un Resmi Web Sayfası

 

Merhaba değerli okurlar!

Müsaadenizle kısaca kendimi tanıtmak isterim. 1964 İstanbul doğumluyum, eğitim hayatımı İstanbul'da tamamladım ve halen İstanbul'da yaşıyorum. Aslen Konyalıyım ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım. İslam tasavvufuna olan ilgim, 1992 yılında başladı. Yazı hayatıma ise, 1998 yılında açtığım kişisel web sayfamdaki tasavvufi makalelerle başladım. Daha sonra tasavvuf içerikli romanlar yazarak devam ettim.

İlk romanım 2010 yılında basıldı. Büyük bir emeğe ve uzun bir sürece bağlı olarak elde ettiğim manevi bilgileri daha fazla kişiyle paylaşabilmekten başka hiç bir hedefim yoktur. Yazarlık, geçim kaynağım değildir; benim için sadece bir gönül işidir. Hayatında sadece kızı, gönlünde yalnız âlemlerin Rabbi ALLAH olan samimi bir Müslüman'ım. Bundan başka hiç bir sıfatım da yoktur. Bir şehit kızı olmamdan ötürü "Türkiye Harp Malulü Gaziler Şehit Dul ve Yetimleri Derneği" üyeliği dışında üyesi veya sempatizanı olduğum herhangi bir parti, dernek, cemaat, tarikat  ya da herhangi bir kuruluş veya benzeri oluşum yoktur. Futbol takımı dahi tutmam. İmza günleri hariç olmak üzere okurlarımla da herhangi bir irtibatım yoktur. Yolumda yalnız yürürüm, tek Dostum ALLAH'tır. İnsanlığını, kulluğunu ve ahlakını örnek aldığım ve tâbi olduğum yegane zat, âlemlere rahmet  olduğu bildirilen Allah resulü ve nebisi Hz. Muhammed Mustafa  aleyhisselam'dır. Ve sadece O'na tabi olmak onuruna erişmeyi takdir eden Allah'a şükürde aczimi itiraf ederim.

Selam, sevgi ve saygılarımla...

A.Samur

samurayse@yahoo.com

 

Duyuru!

 

Nisan 2015

! DİKKAT!

Benim fikirlerimi veya adımı kullanarak hiç kimseyi aşağılamayın, hiç kimseyle alay etmeyin, insanlara hakaret etmeyin! Alay etmek, aşağılamak, hakaret etmek, hor ve hakir görmek kesinlikle benim tarzım değil. Bu tarz ancak kibrin ve kötü ahlakın sonucudur. Kuran'a ve İslam'a sadık kalarak geliştirdiğim kişisel düşüncelerim hiç kimseyi bu noktaya götüremez. Beni okuyup anlayan, fikirlerime ve düşüncelerime kıymet veren hiç kimse bir başkasına bu şekilde davranamaz. Çünkü bana göre bu ahlak, tiksindirici bir ahlaktır. Kişi olarak son derece merhametli, yufka yürekli ve insana saygısı olan biriyim. Hayatım boyunca hiç kimseye tepeden bakmadım. İnsanlar benim yanımda kimlikleri, statüleri, mevkileri, maddi durumları veya bilgi düzeyleri ile kendilerini rahatsız hissetmediler. 51 yaşımdayım, beni yakından tanıyan herkes bu ahlakımı bilir ve bu sebeple hep sevilen, sayılan ve güvenilen biri olmuşumdur. Uzun süredir kitaplarımı, yazılarımı okuyup takip eden kişilerden pek çoğunu tanıyorum.  Her biri son derece zarif kişilerdir. Fakat son zamanlarda pek de tanımadığım birçok kişi beni takibe başladı. Belki de beni doğru anlamadılar, bilemiyorum?

Eğer biri benim fikirlerimi okuyor ve buna rağmen insanları aşağılıyor, onlara hakaret ediyor, onları hor ve hakir görüyorsa, esasında beni anlamamıştır. Bir takım kişilere olan kin ve nefretini ortaya koymak için benim fikirlerime sarılıyor ve düşüncelerimi kendi şahsi kavgasına alet ediyor demektir. Hiç kimse nefretine benim fikirlerimi, düşüncelerimi ve adımı alet etmesin. Gücü yeten, kendi fikirleriyle yapınsın ne yapacaksa.. Adımın böyle çirkin ve gayr-ı İslami davranışlara karıştırmasından son derece rahatsızım ve buna kesinlikle rızam yoktur, biline!

İlmi gücümüzle ikna edemediğimiz birini edepsizlikle ve hatta terbiyesizlikle mi ikna edeceğiz? Sonrada bu davranışımızla ilgili icazeti İslam'dan aldığımızı iddia edeceğiz?! Onun adı zulümdür; insana zulüm, dine ve imana zulüm. İslam'da zulme icazet yoktur, Müslüman da zulüm yapmaz.

Bendenizin de karşı olduğu, katılmadığı, onaylamadığı düşünceler var, ama şahıslar yok. Fikirlerine katılmadığım ve karşı olduğum bir çok insan internette faal, twitterda da hesapları var. Gidip onların yorumları altında fikrimi yazıp onları taciz ediyor muyum, hakaret ediyor muyum, aşağılayıp hor ve hakir görüyor muyum? Sadece kendi web sayfamda veya twitter hesabımda kişisel fikirlerimi ve düşünsel sentezlerimi yazmakla yetiniyorum. Çünkü bundan ötesi benim vazifem değildir. Hiç bir zaman açıkça şahıs ismi de vermedim ki şahıslara değil fikirlere karşı olduğum anlaşılsın diye. Herkesin de ancak bu kadarına hakkı vardır. Eğer doğrudan bir şahsa hitap ederek fikrine katılmadığımızı söylemek istiyorsak, o kişiye belli bir edep dahilinde yaklaşmak ve saygılı olmak zorundayız. Kim olursa olsun, isterse imansız olsun. İslam, bunun dışında bir fiile ve ahlaka izin vermez. İslam'ın önermediği bir ahlakla İslam adına bir şey yapılamaz. Yanış yöntemlerle doğru iş yapacağını zanneden çok yanılır, şeytana alet olur.

Herkes Allah'a hesap verecek, istisnasız herkes! Korkmayan dilediği gibi yaşar, sonucuna da erişir. Bu uyarıyı yapmak zorundaydım, ama bundan ötesi herkesin kendi bileceği iştir.

! Resmi twitter adresim @SamurAysegul


Güncel

 

Nisan 2015

İlginiz ve dualarınız için teşekkür ederim...

Arkadaşlar ne gibi bir rahatsızlığım olduğunu merak etmişler ve üzülmüşler. Herkese ayrı ayrı yazacak kadar masamda oturamıyorum. Gitmeden sayfama yazayım, sonra 10-15 gün kadar evde olmayacağım, şehir dışındayım.

Çok şükür amansız dert değil, üzülmeyin canlarım. Kemik eklemlerinde kireçlenme, hareketsiz insanların ve özellikle de yazarlar gibi masa başında uzun süre çalışanların hastalığıdır. Kitap yazmaya başladığımdan beri bende de oluşmuştu ne yazık ki. Her mesleğin sağlık açısından bir bedeli var. O sebeple uzun süre hareketsiz kalmamaya özen gösterirdim, çünkü böyle süreçlerin akabinde adeta kilitlenip kalıyorum. Son günlerde ağır bir üst solunum yolları enfeksiyonu geçirince, bir haftadan fazla evde hareketsiz kaldım, sürekli yattım. Bu da kireçlenmeyle ilgili sorunları tetikledi. Önce dizimde başladı, onu açmak için biraz acele edip bilinçsizce ve fazla hareket edince, bu defa da kireçlenme bel bölgemdeki sinirlere baskı yaptı. Şimdi de ne oturup kalkabiliyorum, ne eğilip doğrulabiliyorum, ne de rahat hareket edebiliyorum. Namazı da usulünce kılamaz haldeyim. Fakat çok acı verse de -daha bilinçli şekilde olmak üzere- hareket etmeye devam etmek zorundayım. Canım yanıyor diye hareket etmezsem, durumum daha da kötüleşecek gibi. Çabuk iyileşebilmek umuduyla kireçlenmelere şifalı tarihi bir kaplıca buldum, oraya gitmek üzere yarın yola çıkıyorum kısmetse. 10-15 gün kadar şifalı sularda yüzerek ve hafif yürüyüşler yaparak sağlığıma yeniden kavuşmayı umuyorum inşallah. Dağlarda çam ormanları içinde minik dağ evleri inşa edilmiş, içinde de kişiye özel minik havuzlar var. O evlerden birini kiraladım. Üç aylar orucuyla birlikte bir yandan ibadet ederek, öte yandan yüzerek ve yürüyerek şifa bulurum inşallah. İyileşip eve dönmek ve yeniden görüşebilmek umuduyla her birinize ilginiz ve dualarınız için teşekkür ederim. Allah cümlemize sağlık ve afiyet versin. Gönülden muhabbetimle...

18 Nisan 2015

Ayşegül Samur


 Kısa Notlar

 

Ocak - Mart 2015


Twitter

 

 2014 - 2015

Twitter'da paylaştığım bazı yazılar

http://www.aysegulsamur.org/twitter_yazilari.htm

Twitter'da okurlarımla ilmi sohbetler

http://www.aysegulsamur.org/twitter_mesajları.htm

İkinci Romanım

 

Ekim 2012 - Mayıs 2013

Merhaba değerli okurlar!

AYN'IM isimli ikinci romanımı, 2012-2013'te e-kitap formatında ve onbeş günde bir bölüm olmak üzere dizi şeklinde yayımladık. Sonrasında yaklaşık bir yıl süresince kitabın tamamını ücretsiz elektronik roman olarak sayfada yayınlamaya devam ettim. Kitap olarak basıma gireceği için artık sayfada yayınlanmayacaktır, bilginize...

İnternette e-kitap olarak yayımlanma Tarihi: Kasım 2012 - Mayıs 2013
Editör: Güliz Bayrakçı
© Telif hakkı: Romanın tüm hakları yazar Ayşegül Samur'a aittir.

samurayse@yahoo.com

Romanın Konusu:

Biri Fransa'da, biri de Türkiye'de iki bebek dünyaya gelir. Bu çocuklardan biri Rahmani bir topluluğun gözetiminde, diğeri de şeytani bir topluluğun gözetiminde büyür ve farklı eğitim süreçlerinden geçerler. Çocukların dünyaya gelmesine vesile olan ebeveynlerin ve yetiştiren kişilerin beklentileri ile çocukları yaratan Allah'ın takdiri aynı mıdır? Bu çocuklar büyüyüp günün birinde karşılaşacaklar mıdır?

Okuyacağınız romanda; gizem, duygusallık, gerilim ve aksiyonla harmanlanmış ilginç bir hikaye içinde, İslam tasavvufu ile yeryüzündeki kadim ezoterik öğretilerin mukayesesi yapılarak, İslam'ın üstünlüğü gözler önüne serilmiştir.

AYN'IM, tür olarak yarı fantastik bir romandır. Romanda her ne kadar tanıdığınız şehirler ve aşina olduğunuz mekanlardan söz ediliyor olsa da kitap sizi adeta paralel bir evrendeki farklı bir dünyaya götürüyor ve bazı tasavvufi ve ezoterik bilgileri bu yarı fantastik dünyada veriyor. Tıpkı rüya içinde rüya görmek ya da hayal içinde bir başka hayale dalmak gibi...

Okuduğunuz hikayenin konusu tamamıyla kurgudur. Bilgi dağarcığınıza ve hayal dünyanıza gökkuşağı renkleri katabilmesi umuduyla...

 

 

İlk Romanım

 

Haziran 2010

 

İlk Baskı Haziran 2010

© Telif hakkı: Romanın tüm hakları, yazarı Ayşegül Samur'a aittir.

samurayse@yahoo.com

"Sessiz Sözler" isimli romanımın imza günü etkinliği

(28 AĞUSTOS 2010 tarihinde ÜSKÜDAR - BAĞLARBAŞI KÜLTÜR MERKEZİ)

http://www.aysegulsamur.org/imzagunu.htm

Romanın Konusu:

21. yüzyılın insanı bilim ve teknolojide benzeri görülmemiş bir ilerleme kaydetmiştir. Artık maddi açıdan arzu ettiği her şeye sahiptir. Fakat ne yazık ki sahip oldukları ona huzur ve mutluluk getirmemiştir. Çünkü tüm bu göz alıcı gelişmeler her geçen gün daha çok dışa yönelmesine ve gün geçtikçe öz gerçeğinden, iç âleminden ve maneviyatından daha çok uzaklaşmasına neden olmuştur. Oysa insan için özüne ve iç âlemine yönelip kendini tanımak, yaratılış programından kaynaklanan değişmez bir gerekliliktir. Ebedî huzuru ve mutluluğu da bu yönelişi ve tanımayı ne kadar gerçekleştirdiğine bağlıdır; maddi gelişimine değil. İnsanın maddi varlığı ve dünya yaşamı gelip geçicidir. Gelip geçici olan ise, manevi varlığı ile ebedî ve ölümsüz olana huzur ve mutluluk veremez.

Bu roman, dış dünyaya yönelerek bir çıkış yolu arayan mutsuz bir kadının, huzur ve mutluluğu ancak iç âlemine ve özüne yönelerek bulabilme sürecini anlatan bir hayat hikayesidir. Kitapta gösterilen hedef, doğaüstü ve mucizevî bir nokta değildir; her şey olağan seyrindeyken, tüm acıların ve ıstırabın bittiği ruhsal dinginlik noktasıdır, yani huzurdur. Bu nokta hiç kimse için uzak değildir. Belki küçük bir yönelim farkı ve bir bakış açısı değişikliğinde gizlidir, kim bilir? Bunu öğrenmek için romanı okumak gerekir.

 


Konuk Yazar

 

Kasım 2014

 

Değerli Dostum Şakir Yıldız'ın çok kıymetli eseri Rahman Risalesi'nin ikinci ve son bölümü aşağıdaki adreste PDF formatında olarak verilmiştir. Hemen açıp okuyabilirsiniz. Allah anlamamızı kolaylaştırsın! AS.

Rahman Risalesi 2. Bölüm

http://www.aysegulsamur.org/rahman_risalesi2.pdf

Rahman Risalesi 1. Bölüm

http://www.aysegulsamur.org/rahman_risalesi1.pdf


© 2010 Ayşegül Samur

Site içeriğinin tüm hakları yazar Ayşegül Samur'a aittir. İzinsiz internette, basın-yayın ya da radyo ve televizyon kuruluşlarında kullanılamaz, yayımlanamaz.

 

.